Senden bir halt olmaz!
- 4 gün önce
- 3 dakikada okunur
Son
Son günlerde çocuklarımız ve gençlerimiz ile ilgili bir hayli kaygı yaşar olduk. Bu çocukların gruplaştıkları hatta örgütleştikleri ve birtakım kötü emelleri olan illegal işler yapanların bu gençleri kullandığını da duyar olduk.
Biraz daha basit bir yaklaşım içinde konuya dikkat çekmek isterim;
NEDEN; dillere pelesenk olan bir "akran zorbaliği" kavramı türedi!
Neden? Bu biçimde gençleri dışlayan bir kimlik yakıştırılıyor!
Gençlerin tarafında durarak konuyu irdelemek isterim;
...
Yine ne yaptın?
Yine mi sen?
Başkalarına sormam bile bu haltı da sen işlemişsindir!
Seni bu sınıfta görmek istemiyorum!
Yürü disipline!
Senden bir halt olmaz!
Hiç sormam bile herkesi sen yoldan çıkarmışsındır!
Her şeyin altından sen çıkmasan şaşarım!
Bıktım senden, seni doğuracağıma taş doğursaydım!

...
Bir saniyeliğine bu sözleri içselleştirebilir misiniz?
Çok acı verdi değil mi?
Ya böyle şey olur mu? Dediğinizi duyar gibiyim.
Maalesef ki pek çok ortamda ve pek çok ailede ya da okulda bu kırma dökme acımasızlığı devam ediyor.
Bu sorgusuz sualsiz ve dinlemeden anlamadan yöneltilen kesin yargı cümlelerine uğradığınızı daha doğrusu bu suçlamaların doğrudan size yapıldığını ya da evladınıza yapıldığını veya sizin bir başkasına yaptığınızı bir an düşünün!
Ya da, tam tersi konuyu anlamadan savunmaya geçen sözüm ona genci koruyucu yaklaşım;
" Benim kızım/oğlum asla yapmaz!
Bunu anlamak için yaşınız ister 5-6 ister 15-16 isterse de 35- 40 olsun, son derece ağır yaralar darbeler.
..
Aslında ergenlik ve yetişkinlik evresi çocukluk deneyimlerinin bir devamıdır. İngiliz şair Wordsworth “Çocuk insanın babasıdır sözü ile konuyu çok başarılı özetlemektedir ,
İlköğretim okulu idarecilik yaptığım yıllardı;
bir gün odama 7, sınıfta okuyan iki kız öğrenci geldi ve sessizce kapıyı kapatarak aynı sessizlikte ki ses tonuyla : " Hocam X sınıfta ki arkadaşımız X'i dün tuvaletin borularının üstüne silah bırakırken gördük! Çocuklar tir tir titreyerek anlatırken, konunun aramızda kalması gerektiği konusunda da anlaştık.
Bir sonra ki derste X öğrencimizi yanıma çağırdım, oturmasını istedim ve hiç çapraz vs başka sorulara konulara girmeden doğrudan;
-Onu nerden aldın? Diye sordum ve akabinde de kendisine herhangi bir zarar vermeyeceğim konusunda da güvence verdim.
Mahalleden arkadaşlarından aldığını, komşu okul liseden bazı öğrencilerin kendisine sözlü tacizlerde bulunduğunu ve gereğini yapmak üzere getirdiğini, söyledi.
Yine kendisine, "gerçekten kullanıp kullanmayacağını sorduğumda, yapamayacağını söylese de her hangi bir tacizde kullanabilirdi de!
...
Elimi omzuna koyarak, ne kadar şanslı olduğunu aksi durumun nelere mal olacağı konusunu uzun uzun konuştuk. Son derece hassasiyetle ve duygusallıkla bir o kadar da gerçek bir bakış açısıyla durumu değerlendirebiliyordu zaten sakin bir çocuktu Ancak yaşı gereği durumu ailesiyle paylaşmakla yükümlü olduğumu ve de gerekli olduğu konusunda da kendisine bilgi verdim. Ertesi sabah babasıyla birlikte okula geldiler, Baba, yaşadıkları çevrenin çocuk yetiştirme konusundaki zorluklarından ve ekonomik güçlüklerinden de söz etti. Öğrencimle okula geliş gidiş saatleri ve güzergahla ilgili planlar yaptık ve olası herhangi bir durumda benimle paylaşıma gireceği konusunda anlaştık ve çok şükür ki sağlıklı bir iletişimle olaya mahal vermeden konu kapandı ama aradan yıllar geçmesine rağmen olay anları zihnimde hala aynı dinamiklikte.
Çok kısa bir hatırlatma;
Nasıl bir ergen ya da yetişkin bir bireyle yaşamak istiyorsanız, çocuğunuzun ilk çocukluk yıllarında o temelleri atmalısınız. Gelişim ve eğitimde sağlıklı süreklilik esastır ki " ergenlik çocuklukta ekilenlerin biçildiği bir hasat mevsimidir" ve bu dönem bir kriz dönemi değil aslında çocuklukta kurduğunuz bağın sınav sürecidir. İlk çocukluk dönemi dediğimiz 0-3 yaşlarında sevgi, güven ve rehber olabilme temeli olan bir ilişki kurulursa ergenlik dönem türbülanslar daha kolay geçirilir.
1. Kişiliğin temeli Çocukluk döneminde kurulur İnsanların değerleri, duygusal tepkileri ve ilişki kurma biçimleri büyük ölçüde çocukluk deneyimleriyle şekillenir. Çocuklukta yaşanan sevgi, güven, ihmal veya travmalar yetişkin kişiliğinin temelini oluşturur.
2. İlk ilişkiler gelecekteki ilişkileri etkiler Çocuk, özellikle anne-baba ile kurduğu bağdan ilişki kurmayı öğrenir. Bu nedenle erken bağlanma deneyimleri yetişkinlikteki arkadaşlık, evlilik ve sosyal ilişkileri etkileyebilir.
3. Duygusal öğrenme erken yaşta başlar
Çocuklukta öğrenilen:
Duyguları ifade etme
Stresle başa çıkma
Kendilik değeri/özsaygı gibi beceriler, yetişkin yaşamında büyük rol oynar.
Çok kıymetli "Anne ve Baba",
Hiç biriniz psikolog psikiyatr gibi bir uzman gibi yaklaşmak zorunda değilsiniz, tek yapılması gereken;
" Dinlemek"
" Anlamak"
" Değer vermek"
" Sımsıcak sarıl yavruna"...
Perihan Yıllı, 2026



Yorumlar