Bir çocuğun hayatında başarı, nedir?

Adım adım başarı

Başarıyı genellikle toplumsal normlara göre değerlendirir ve belirlenmiş kalıplar içine sıkıştırırız. Oysa ki bir çocuğun başarısı her dönem değişir. Ebeveynlerin dönemsel başarıları fark etmeyi başararak;  gözlemlemesi, görmesi ve çocuğun ihtiyacı olan, onaylamayı ona hissettirmesi gerekir.

Başarı bebeklik döneminde yani "0-1 yaş" arasında bebeğinizin sizinle iletişim kurması ile başlar. Bebeğinizin size gülümsüyor olması, hayat ile ilgili merak ediyor olması, pek çok şeyi gözlemliyor olması, hevesle heyecanla adım atmaya hazırlanıyor olması ve bunlar için çaba gösteriyor olması birer başarıdır. Ancak bir yaşından sonra artık başarı kavramı değişecektir. Peki, bir yaşından sonra çocuğun hayatında başarı nedir? Çocuğun gelişimsel ihtiyaçları doğrultusunda hevesle hareket ettiği her şey başarıdır, aslında. Onun yepyeni bir dünyada deneyimlediği ve alışkanlığı olacak pek çok şeyin ilk adımıdır. Dolayısıyla ebeveynlerin başarı olarak değerlendirdiği pek çok şeyin altında bu gelişimsel ihtiyaçları gözlemlemesi çocuğun özgüven gelişiminde olumsuz etkiler bırakır. Genellikle çocukların çok akıllı olduklarından söz ediyoruz, başarılı olduklarından söz ediyoruz fakat bu başarıların tanımlarını ne yazık ki açmıyoruz. Bir çocuğun hayatındaki başarısı, nedir? Bir tableti eline alıp hızlı bir şekilde öğrenmesi, değildir tabii ki! Günümüzün en büyük yanlışlarından bir tanesi eline bir tablet alan ya da bir telefon verilen çocuğun bunları kolaylıkla kullanabilmesi başarı ve akıllılık olarak algılanabiliyor. Tabii ki bir çocuğun hayatında kendi yemeğini yiyebilmesinden tutun,  ev işlerine yardımcı olması, çevresine karşı açık olması!  Aslında bunlar ne demektir? Ne kadar değerlidir, biliyor musunuz? Çevresiyle ilgileniyor olması, iletişime giriyor olması için çaba sarf ediyor olması harekete geçiyor olması, öğrenmek için hevesli olması başarı için kendi temellerini atıyor demektir.  Bu nedenle çocukları “akıllı” sıfatıyla değerlendirmede aslında çocuklarınızın asıl ihtiyacı olan onaylanma ihtiyacını yaptığı beceriler,  geliştirdiği ya da ilk öğrendiği kavramlar ve hayattaki ufak başarıları aracılığıyla gerçekleşir. elbette insan doğası gereği bir dizi gelişim aşamalarından geçecektir, bu son derece olağandır. ancak siz kendisinin gelişiminin onda yarattığı heyecanı  farkettiğinizi,varlığını, benliğini onaylıyorsunuz.   Kısacası çocuğunuzu önce günlük hayatınızda onaylamalısınız.    “Senin, bunu bu kadar güzel yaptığını,  bilmiyordum!” "Bana çok güzel yardımcı oldun,  senin bu kadar büyümüş olman beni çok mutlu ediyor, bakar mısın biz ne kadar güzel bir ekip olduk!” gibi benzer olumlu pekiştireçlerle onu onayladığınızı sözcüklere dökün. Çocuğunuzun başarılarını hayata adapte etmeyi başarın!. Sadece ilgi alanları içinde sınırlı tutmayın ve de basit gibi görünen becerileri göz ardı etmeyin. Başarı, bir çocuk için sadece akademik bilgilerden ibaret değildir. Çocuğun hayata karşı, ilişkilere karşı açık olması çok önemli.çocuğunuzu gün içinde kurduğunuz böylesi bir iletişim dili ile duygusal zekasına katkı sağlayacaksınız. Böylece; daha analitik gözlem yapabilecek,güçlü ilişkiler kurabilecek,kişisel hedeflerine ulaşmasını kolaylaştıracak, empati yapabilecek, çatışmaları yönetebilecek...   Biliyoruz ki çok farklı çocuk tipleri var. Bazı çocuklar içe dönükken, bazı çocuklar dışa dönük bazıları ise aşırı hareketli olabiliyorken bazı çocuklar ise öfkeli olabiliyor. Öncelikle bu duygu durumlarının hayat kalitenizi ve çocuğun hayatını etkilediğini düşünüyorsanız bir uzmandan destek almalısınız.(Çocuğa, pedagojik-psikolojik destek için en yararlı terapi tekniği yaklaşımlarından bir tanesinin de "Çocuk Oyun Terapi" olduğunu ayrıca eklemeliyim). Her çocuğu olduğu özellikleriyle öncelikle kabul etmemiz gerekiyor. Çocukların yalnızca akademik becerilerle değil hayatındaki yaşam becerileriyle değerlendirmek, hayatın içinde nasıl ilişkiler kurduğu, kendini nasıl ifade ettiği, kurduğu arkadaşlıkları devam ettirip ettiremediği çok önemli,bilgilerdir. Bu yüzden çocuğunuzu yalnızca akademik bilgiler ve öğrenilmiş kavramlarla sınırlı tutmayıp; hayatın içinde bir şeyleri ne kadar becerebildiğini, girişken olup olmadığını değerlendirin. Çocuğun bu noktada mutlaka başarıları vardır; davranışları ya da girişkenliği ve edindiği bilgiler, gibi. Bunları gözlemleyerek onayladığınızı ifade edin. Okul çağı çocuklarında başarı kavramı Okul çağına başlama dönemi, koca bir kaosun içinde bulundukları dönem. Maalesef, okul çağı başladığında çocuklar bir kaosun içinde kendilerini buluveriyorlar. Tabii ki ebeveynler de kendilerini o kaosun içinde buluyorlar! Dersler, sınavlar, notlar, öğrenilen bilgiler, toplumsal baskılar, çocuktan beklentiler gibi pek çok değişken vardır. Düşünebiliyor musunuz? Evde 2 saniye yerinde duramayan çocuğun sınıf ortamında 40 dk. aynı yerde konuşmadan oturma becerisini kazanması dahi önemli bir başarıyken; sırtına hayatın beklentileri yükleri, okulun beklentileri, ebeveynlerin beklentileri ve hayalleri yüklenmeye başlıyor. Pek çok çocuk da böyle ağır bir yükün altından kalkamayarak eziliyor. Bu durumlar çocuğun kendini başarısız, değersiz hissetmesine duygularını dışa yansıtırken de daha öfkeli, daha içe dönük, daha hareketli olarak ya da toplumsal uyum becerilerinde sorun yaşayarak olumsuz olarak dışa yansıtmasına neden olabiliyor. Pek çok sebepten dolayı ebeveynler artık başarı kavramını değiştirmek durumundalar. Aynı hassasiyeti öğretmenler de göstermeli. Çocuğu bir bütün olarak değerlendirmeli. Çocuk sadece derslerinden dolayı ya da tek bir dersten dolayı, öğrenme hızı ya da notlarından dolayı değil yaşam becerilerinden ilişki kurma becerilerine, sınıf içi tutumundan bir şeylerde sabır gücüne, empati kurabilmesine kadar pek çok yönüyle ele alınmalıdır. Derslere karşı ilgisini çekme, isteğini arttırmada ebeveynler ve öğretmenler çocuklarına sabır ve anlayışla yaklaşmalıdır. Ebeveynler, okul çağı çocuklarıyla ilişkilerinde sadece okul ve ders olmadığının mutlaka farkında olmalılar. Çocuğun saydığımız becerilerinin farkında olup evde ya da dışarıda yaşam becerilerini, daha önce yapmadığı her şeyi onaylayın, lütfen! Çünkü ebeveynler olarak çocuğumuzu olduğu gibi kabul ettiğimizde onun kendisine olan güvenini, size olana güvenini destekleyeceksiniz. Çünkü öğrenmenin arkasında mutlaka merak ve ilgi vardır.  Herhangi bir konuda merak ve ilgisi olduğunda onu engellemeyin çünkü bu tavrınız onda genel anlamda özgüven eksiği yaratacaktır. Sonrasında da neden başarılı bir öğrenci olamadı, diye hayıflanmayın! Öncelikle onaylamayı öğreneceğiz ve bu onaylamayı da sadece bizim sınırlarımız arasına sıkıştırmayacağız.  Onaylamamızı da çocuğumuzun yaptığı her şey üzerinden değerlendireceğiz.  Çünkü çocuğunuz artık bir birey.  Aslında, ilk doğduğu andan itibaren,  bir birey. Bugün yepyeni bir güne başlayın! Çocuğunuzu yeni tanıyormuşcasına,  gözlemleyin.  Çocuğunuzun becerilerini izleyin! Neleri keşfedeceksiniz, acaba! Bu davranışları ne kadar onaylıyorsunuz ya da ne kadar onaylamıyorsunuz? Çocuğunuza mutluluğunuzu ne kadar yansıtıyorsunuz? Lütfen, önce kendinizi gözlemleyin. Sonrasında da her gün çocuğunuzun 3-5 olumlu davranışını keşfederek kendisine söyleyin,  ona onu onayladığınızı hissettirin, yüreklendirin. sonrasında mı? her şeyin çok güzel olacağına inanın  Çocuğunuza güvenin... Sevginin iyileştirici gücüne inanın Sevgiyle kalın Perihan Yıllı, Ayrıca okumanızı öneriyorum: https://pozitifid.blogspot.com/2014/07/cocuk-egitiminde-ufak-dokunuslar.html Video 2. Doğal Sınıf Ortamında "Göz sağlığımız için nefes egzersizleri https://www.facebook.com/pozitifid.kisiselgelisim/videos/vb.100003313574358/718247141629065/?type=2&video_source=user_video_tab İçindeki çocuğu keşfetmek isteyenlerin başucu kitabı tüm kitap evlerinde İçindeki Sonsuz Güce UYAN https://www.instagram.com/perihanyilli/

2 görüntüleme

Kendini tanıyan birey mutlu olmayı seçmiş bireydir



Limitler zihninizin, enerjiniz inancınızın eseridir.

 

 

 

Dr. Perihan Yıllı

Terapist, Yazar, Eğitim Uzmanı

ONLINE RANDEVU VE İLETİŞİM

Ataköy 4. Kısım / Bakırköy/ Istanbul

Barbaros Bulvarı/ Beşiktaş/ Istanbul